Kur'an yasakları, sevapları, özgürlükleri belirten, yol gösterici olmak üzere yeterli bir kitaptır:
Allah size kitabı detaylandırılmış bir halde indirmişken Allah’ın dışında bir hakem mi arayayım? (Enam 115)
Muhammed Peygamber'in Kur'an içinde geçmeyen herhangi bir hükmü rivayet edilmişse burada 3 durum vardır:
1) Bu hadis Kur'an'daki hükümlerle paralellik gösteriyordur. Bu durumda bu hadise gerek yoktur, Kur'an'da zaten o konudaki hüküm belirtilmiştir . Sonuç: Bu kategorideki hadisler gereksizdir.
2) Bu hadis Kur'an'daki hükümlerle çelişiyordur. Bu durumda hadisin sahih olmadığı kesindir, reddetmek gerekir. Sonuç: Bu kategorideki hadisler reddedilmelidir.
3) Bu hadisi kendisiyle teyit edebileceğimiz herhangi bir Kur'an hükmü yer almamaktadır. Yani hadisin sahih olup olmadığı bilinemez, çünkü Kur'an'la teyit edilme şansı yoktur. Peki bu durumda ne yapılması gerekir?
2) Bu hadis Kur'an'daki hükümlerle çelişiyordur. Bu durumda hadisin sahih olmadığı kesindir, reddetmek gerekir. Sonuç: Bu kategorideki hadisler reddedilmelidir.
3) Bu hadisi kendisiyle teyit edebileceğimiz herhangi bir Kur'an hükmü yer almamaktadır. Yani hadisin sahih olup olmadığı bilinemez, çünkü Kur'an'la teyit edilme şansı yoktur. Peki bu durumda ne yapılması gerekir?
Bu 3. durum da kendi içinde dallara ayrılır.
a) Bu hadis, hakkında Kur'an hükmü olmayan bir şeyi helal veya sevap olarak nitelemiştir. Oysa Yusuf 40'ta hüküm yetkisinin sadece Allah'ta olduğu yazar. Yani sevap veya günah konusunda yetkili tek mercii Allah'tır. Bu yüzden Muhammed peygamber, hakkında direkt bir Kur'an hükmü olmayan bir şeyin sevap olduğu kararını veremez. Muhammed peygamberin Allah'ın ona bildirdiği, Kur'an'da belirtilmemiş bir hükmü bildirmesi gibi bir durum da söz konusu olamaz. Sizce insanlar arasında 1 gün içerisinde yayılan bir dedikodu bile herkese farklı şekillerde ulaşıyorken; Allah herhangi bir hükmün gelecek nesillere aktarılması için sözlü aktarım yolunu seçer mi? Yalan bir hadisten yola çıkarak Allah'ın o şeyi sevap kıldığını iddia etmek, "Hüküm ancak Allah'a aittir" (Yusuf 40) ayetine terstir. Sonuç: Bu kategorideki hadisler Allah'ın kullarına kılavuzunda bildirmediği birtakım hükümler(!) içerdiği için ve insanlara hüküm bildirmek için sözlü iletim gibi sakat bir yolu seçmeyeceği, sadece Kur'an üzerinden hüküm bildireceği için reddedilmeli.
b) Bu hadis, hakkında Kur'an hükmü olmayan bir şeyi haram veya günah olarak nitelemiştir. Bu durumda da a maddesinde bahsedilen şeyler geçerli. Bunlarla beraber, eğer sahihliği belirlenemeyen bu hadis eğer yalan bir hadisse, Kur'an'da günah olduğu belirtilmeyen bir şeyi günah olarak kabul etmiş olursunuz. Yani tanrının helal kıldığını haram kılmış olursunuz. Bunu yapmaksa şu ayete göre hatalı bir davranıştır: Ey Peygamber! Karılarını hoşnut edeceksin diye, Tanrı’nın sana helal kıldığını neden haram yaparsın? (Tahrim Sûresi 1. ayet) Sonuç: Bu kategorideki hadisler, helal kılınanı haram kılma riskinden dolayı, ayrıca bir önceki maddedeki gibi sebeplerden dolayı reddedilmeli.
c) Bu hadiste "Şöyle yaparsanız iyi olur, böyle yapmasanız keşke." şeklinde, Muhammed peygamberin önerisi olan, sevap ya da günah olmayan şeylerden bahsedilmiştir. Bu durumda da dikkate almak çok da önemli değildir, çünkü herhangi bir zorunluluk içeren bir durum yoktur ortada. E hem ortada bir zorunluluk yok, hem de gerçekten peygamberin önerisi olduğu bilinmiyor. Bu durumda dikkate almanın pek anlamı yok, hatta dikkate almanın hataya götürmesi de muhtemel. Sonuç: Bu kategorideki hadislere uymak konusunda zorunluluk hissetmek riskli bir külfetten başka bir şey değil.
Genel Sonuç: Tüm durumları incelediğimizde hadislere tek bir durumda bile ihtiyaç duyulduğu görülmüyor. Yani hadislere kaynak olarak ihtiyaç yoktur ve hatta birçok durumda hadisler zararlıdır. Bu durumda Allah'ın sözü (hadisi) olan korunmuş Kur'an dururken peygamberden olduğu İDDİA edilen ve birçoğunun Kuran'la çeliştiği görülen korunmamış sözlere (buna kanıt niteliğinde yüzlerce hadis gösterilebilir) sırtını dayamak neden?
Şu ayetlere dikkat:
İşte bunlar Allah'ın ayetleridir, bunları sana dosdoğru okuyoruz. Öyleyse onlar Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra, hangi söze iman edecekler? (Casiye 6) (Burada söz anlamına gelen hadis kelimesi vardır metnin Arapçasında)
Kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz. (Kehf 26)
Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi? (Ali İmran 80) (Gerçekten peygamberin ağzından çıkmış olan şeyleri kesin doğrular olarak kabul etmek onu rab edinmektir. Günümüzde bunun da ötesine geçip onun ağzından çıkıp çıkmadığı belli olmayan hadisler kesin doğru kabul ediliyor)
Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur'an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir. (Yusuf 111) (Yine burada da hadis kelimesi kullanılmıştır metnin orijinalinde. Bu ayetten "Resullerin hikayelerinden elbette ibret alın, ama bunu uyduruk sözlerle değil Kuran'da ayrıntılı olarak anlatılmış kıssalarla yapın" mesajı alabilirsiniz.)
Onun size, “Melekleri ve peygamberleri ilâhlar edinin.” diye emretmesi de düşünülemez. Siz müslüman olduktan sonra, o size hiç inkârı emreder mi? (Ali İmran 80) (Gerçekten peygamberin ağzından çıkmış olan şeyleri kesin doğrular olarak kabul etmek onu rab edinmektir. Günümüzde bunun da ötesine geçip onun ağzından çıkıp çıkmadığı belli olmayan hadisler kesin doğru kabul ediliyor)
Yemin olsun ki, resullerin hikâyelerinde, aklını ve gönlünü çalıştıranlar için bir ibret vardır. Bu Kur'an, uydurulacak bir hadis/bir söz değildir; aksine o, önündekini tasdikleyici, her şeyi ayrıntılı kılıcıdır. İnanan bir topluluk için de bir kılavuz ve bir rahmettir. (Yusuf 111) (Yine burada da hadis kelimesi kullanılmıştır metnin orijinalinde. Bu ayetten "Resullerin hikayelerinden elbette ibret alın, ama bunu uyduruk sözlerle değil Kuran'da ayrıntılı olarak anlatılmış kıssalarla yapın" mesajı alabilirsiniz.)
Muhammed peygambere saygı ve sevgi duymak başkadır; ona atfedilen kaynağı belirsiz sözlere saygı ve sevgi beslemek, o sözleri hakem edinmek başkadır. Dini yaymakla görevli lider olan Peygambere itaat etmek başkadır; ona isnat edilen birtakım sözlere itaat etmek başkadır. Günümüzde yaşasaydı Kuran'ı tek kaynak olarak kabul edenler de ona itaat edecekti. Bunun ayırdını yapabilirsek "Dinin tek kaynağı Kur'an'dır" düşüncesinin çarpık değil, olması gereken düşünce olduğunu anlarız.
-Ceylan-
-Ceylan-